UZAYSEL.COM
 

Geri Git   UZAYSEL.COM > TÜRKÍYE > Güzel Sanatlar > Diger

Cevapla
 
Bookmark and Share Seçenekler Stil
Eski 03-17-2010   #1
MeÇuLaSiQ
Administrator
 
MeÇuLaSiQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 6,758
Tecrübe Puanı: 10
MeÇuLaSiQ will become famous soon enough
Standart ermeni asilli turk sanatcilar

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
Kenan Pars'ın( Kirkor Cezveciyan)

Türk sinemasının Ermeni asıllı sanatçısı Kenan Pars. Asıl adı, Kirkor Cezveciyan olan Pars son zamanlarda hat ile uğraşıyor ve İslam'a ilgi duyuyordu.

Bugün, Beylikdüzü'nde kızının evinde 88 yaşanda hayatını kaybeden Kenan Pars için kullanılan ortak tabir; "Yeşilçam Emekçisi..."

Siyah beyazlı yıllardan bugüne kadar hiç aralıksız, yüzlerce filmde oynayan Pars, Türk sinemasının her zaman aranılan yüzü oldu.

Yılların eskitemedği yüzü ile sayısız film ve dizide başrol oynayan, kötü adam denilince zihinlerde canlanan bir kaç kişiden birisi olan Ermeni asıllı sanatçının asıl adı Kirkor Cezveciyan...Aktörlüğün dışında bir çok işle uğraşan Pars'ın yaptığı bilinen meslek dalları arasında, ayakkabıcılık, çinicilik ve Milli Piyango bayii işletmesi var.

Ömrünün son dönemlerinde hata sanatını ile uğraşan, hat sanatı ile ilgilenmesinden dolayı "Sen Ermenisin ne anlarsın bunlardan" diyenlere, "Ben Müslüman bir ülkede yaşıyorum. İslam'ın herşeyi bana ait. Allah'ı, Peygameber'i, yazısı da, çizgisi de bana ait" diyen Kenan Pars ile Haber 7 TV'de yayınlanan "İşte Hayat" propgramın yaptığı röportajı sizlere sunuyoruz...

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
AZERBAYCAN

Konu MeÇuLaSiQ tarafından (03-18-2012 Saat 19:38 ) değiştirilmiştir.
MeÇuLaSiQ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2010   #2
MeÇuLaSiQ
Administrator
 
MeÇuLaSiQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 6,758
Tecrübe Puanı: 10
MeÇuLaSiQ will become famous soon enough
Standart Bana ERMENİ ASILLI demeyin !

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
Garo Mafyan

Bu ülkede sadece SAYGI GÖRDÜM


Üç buçuk yaşında piyano çalmaya başlayan Türkiye`nin önde gelen sanatçılarına beste yapan sanatçı Garo Mafyan; Eşim Müslüman ben Hıristiyanım din farklılığın dolayı hiç sıkıntı çekmedim. Ermeniyim ama Türkler tarafından hiç dışlanmadım` diyor.

Garo Mafyan saray doktorunun torunu bir aristokrat. Babası müzisyen annesi ise çok iyi piyano ve keman çalan saray hanımafendisi. Mafyan müzikle Annesinin piyanosunun üzerinde iki buçuk yaşında tanışır. Müzik yaşamı eğitimlerle devam ederken evlenir. Hem de kendisi Hıristiyan olmasına rağmen Müslüman biriyle. 32 yıllık evliliklerin de bu konuyla ilgili hiç sorun yaşamazlar. Mafyan bu başarıya da inançla yaşamı ayırmakla sağlanacağını söylüyor. Bu durumu öğle benimsemiş ki Müslüman birinin ağzından düşürmediği `hamdolsun` `Allah razı olsun` gibi kelimeler kullanıyor. Mafyan`ın bir önerisi de var .`Cuma namazı televizyonlarda canlı yayınlansın.`

BU ÜLKEDE SADECE SAYGI GÖRDÜM

Garo Mafyan`nı yaşayışını görüp, anlattıklarını dinlediğinizde bir kültür sentezi görmek mümkün. Bu durum Türkiye`de yaşamasının da saraylı olmasının da büyük payı var. Saray otoritesiyle büyüdüğü için disiplinli ve düzenli biri olduğunu söylüyor. Saat 6`da uyanıyor, hiçbir zaman şaşmayan ciddi bir düzeni var ve bu yıllardır böyle devam etmiş. Örn; Bu röportaj saat 9.30`da gerçekleşti ama o hem giyimiyle, hem de tavırlarıyla oldukça enerjikti. Evde kızı ve eşiyle yaşan Mafyan, aynı zamanda bir köpeği ve gördüğüm kadarıyla üç tane de kedisi var. Onlar da bizi söyleşi sırasında hiç yalnız bırakmadı. Müzik, saray, Ermenilik ve Hıristiyanlık... Bakalım bu kodlar onun için ne ifade ediyor? Büşra

Son saray doktorunun torunusunuz. Aristokratsınız yani... Nasıl bir şey aristokrat olmak?

Güzel bir şey. Ama benim onurlandığım sadece bu değil. Bir fukara babasının torunu olmak. Dedem, mali durumu iyi olmayan hastalarının cebine bir miktar para koyarmış. Erenköy`de böyle tanınan birisiydi. Dedem beni çok onurlandırır.

Aristokrat olmak hayatınızdaki ilkeleri şekillendirdi mi?

Kuralları çok sertti. Ama bu sevgi ve saygı kuralı içinde olan bir otoriteydi. Benim hayatımda kazandığım en güzel şey prensiplerimdir. Onlardan asla taviz vermem.

Nasıl bir disiplin bu? `Hitler` tarzında mı?

İşlerimi çok saatli yaparım ve asla aksatmam. `Gibi` lerden çok hoşlanmam. Çünkü akrep ile yelkovanın arasında `gibi` diye birşey yok. Yaşantınızda ailenizden gelen bir otorite hakim oluyor. Çocuksunuz, piyonunuzu da çalıyorsunuz okulunuzu da okuyorsunuz ama oynamaya da vakit buluyorsunuz. Ama herşeyi saatiyle yapıyorsunuz.

Bu düzen insanı sıkıp yormuyor mu?

Hiç öyle düşünmedim. Çünkü hayatı programlı yaşadığınızda ömür daha uzun oluyor. Ben yaşıtlarımdan en az on beş sene daha fazla yaşamışımdır. Saat altıda kalkarım. O zaman bir günü dolu dolu yaşıyorsunuz. Güneşin doğuşunu ve batışını görmek çok güzel. Buna çok şahit olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

EŞİM MÜSLÜMAN BEN HIRİSTİYANIM NE OLMUŞ?

Piyano çalmaya üç buçuk yaşınızda başlamışsınız. Sanat ile erken temas bu arsitokrasiyle mi ilgili?

Annem babamla ilgili. Babam zamanında klasik eğitim almış. Annem de saray doktorunun kızı olduğundan saraydaki en iyi hocalardan ders almış. Çok iyi keman ve piyano çalardı. Bana genetik olarak geçmiş olmalı. İki buçuk yaşında piyanonun başına çıkıp pat pat vurmaya başlayınca. `Yetenek var bu çocukta.` demişler. Nitekim yanılmadılar.

Piyanoyu döven çocuk şimdinin Garo Mafyan`ı oldu...

1968 yılında konservatuardan mezun oldum. Sonrasında bir orkestra kurduk. Neco gibi sanatçılar o orkestradan çıktı. Sonra `Istanbul Gelişim`e girdim. Selçuk Başar, Atilla Özdemiroğlu, Neco sonra en son piyanist olarak ben geldim. Sonra da evlendim.

Eşiniz Müslüman siz Hıristiyansınız...

Benim abim Müslümanlığı seçti. Eşim de Müslüman. Ben Ermeni ve Hıristiyan bir ailenin çocuğuyum. Bizim aile anlayışımızda din konusu her konunun başındaydı. Bu konuda çok iyi yetiştirildim ve şanslıyım. Ben kiliseye hayatımda çok fazla giden birisi değilim ama annemin bana öğrettiği dünyanın heryerinin ibadet yeri olduğuydu.

Problem yaşanmadı mı aranızda?

Hayır çünkü inancı herşeyden ayrı tutarım. Ramazan ayındayız eşim oruç tutuyor ama ben tutmuyorum. Herkesin bir anlayışı vardır ve insanların inanışlarıyla yaşamlarını ayırmaları gerekiyor. Semavi dinlerin hepsinin tek bir yolu var o da Allah. O kitaplarda yazanların hepsi iyilik ve güzellik üzerine. Evlendiğim zaman ne ailemden ne de eşimin ailesinden zorlama görmedim.

Neyle ilgili bu? Önyargılardan arınmak mı gerekiyor?

Evet kesinlikle. Ben küçüklüğümdeki Erenköy camindeki imamları görmek istiyorum. Mesela; kredi kartına on iki taksitle Hac yapmaya karşıyım. Çünkü kitapta böyle yazmıyor. Ekonomik olarak kendilerine yetiyorlarsa bu ibadet yapılır. Ben böyle öğrendim.

Bu önyargılardan arınmak için sizin bir öneriniz var mı peki?

Var. İstanbul 2010 projesinde çalışıyorum. Semavi dinlerin temsilcilerinin doğrusunu Diyanet İşleri Başkanımızla, Ermeni Patriği`yle ve Haham Başı`yla konuşarak dinler birbirine saygılı nasıl davranılır diye istişare yapıyoruz. Bunları öğrenip iyi birşey yapmamız lazım. Çünkü bu toprağın en büyük özelliği üç din, üç imparatorluk, üç kıta olması.

Size `Ermeni asıllı Garo Mafyan` dediklerinde ne hissediyorsunuz. Bundan rahatsız oluyor musuz?

Evet oluyorum. Çünkü ben bu bayrağın altında yaşıyorum. Asıllı yada asılsız kelimelerini anlamıyorum. Tamam ben Ermeniyim ama bunu her fırsatta belirtmek bana saçma geliyor. George W. Bush`a İrlanda asıllı Katolik Amerikan Başkanı diyorlar mı? Galatasaray Lisesi`nde bir yazı vardır; `Çanakkalede şehit olanlar` diye. Bir de Ermeni mezarlığına gidin bakın orada kimlerin isimleri var bir karşılaştırın.

Bu köklerdeki sorgulayıcı tavrı neye bağlıyorsunuz?

Biz konularımızı dinler üzerine kuruyoruz, medeniyetler üzerine değil. O kadar söylenmesine rağmen bu medeniyet günümüze gelmemiş. Anibal`in mezarı Tuzla`da. O kadar kötü durumda ki... Ama eğer bu medeniyete sahip çıkılsaydı oraya her yıl 30 milyon turist gelirdi. Bunları yapmak demek Müslümanlığın elden gitmesi değil ki. Böyle diyeceksiniz ama caminin altında nalbur açacaksınız. Erenköy Camii`ni bilirim. Caminin bir mimarisi vardır. El şeklindedir. Ama bütün camilerin mimarisi bozuk.

TÜRKİYE-ERMENİSTAN MAÇINDA TÜRKİYE`NİN KAZANMASINI İSTEDİM

Bir Hıristiyan olmanıza rağmen bu duruma çok kafa yormuşsunuz...

Bu konuya duyarsız kalamam ki. Pazarları Yunan televizyonları pazar ayinini canlı yayınlıyor. Peki biz neden televizyonlarda Cuma namazını yayınlamıyoruz. Bunu yıllardır söylüyorum. Rahmetli Turgut Özal`a da söyledim. Cuma günü öyle yaşlı insanlar var ki camiye gidemiyor. Bizim komşularımız gelirdi insanlar bizim evimizde namaz kılarlardı. Babamın arkadaşı Raşit Bey vardı. Cübbesi çok şık gri bir cübbeydi ve siyah bir sarığı vardı. Ama eve geldiğinde papyonunu takıp fötr şapkasını başına geçirirdi.

Dindar mısınz?

Evet. Evimde de ibadet ederim kiliseye de giderim. Ama benim anladığım dindarlık anlattığım kadardır. Tanrının sana verdiği şeylere hamd et ama kendin yap düsturudur.

Peki dini inancınız dışında siz `Türkiye`de Ermeni olma` durumunu nasıl yaşadınız?

Dışlanmadım hiç. Annemin cenazesinde bin beşyüz kişi vardı. İnsanlar hiç yalnız bırakmadılar bizi. Ama zamanında aileme yapılmış bir takım şeyler var. Kuralları ben koymadığım ve kurallar maalesef siyasi olduğu için Ermeni Türk meselesi oluyor. Saygıdan başka bir muamele görmedim ben.

Siz Türkiye- Ermeni maçında hangi tarafı tutuyordunuz?

Benim de gönlüm Türk Milli Takımı`nın kazanmasından yanaydı. Çünkü ben burada yaşıyorum. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül`ün Ermenistan`a gidip gitmemesi tartışılıyordu. Halbuki Milli Takım maç yapıyor ülkenizin Cumhurbaşkanı değil.

Kulağınıza hiç eleştiri gelmedi mi?

Onno Tunç`un cenazesinin olduğu gün Rauf Denktaş`ın kızı doğum yapmıştı. Beni çağırdılar. Uçağa binerken bir polis başınız sağolsun hocam dedi. Bu benim çok hoşuma gitti. Arkadan söyleyen var mıdır bilmiyorum ama yüzüme kimse saygısızlık etmedi.

Peki Hrant Dink öldürüldüğünde ne düşündünüz?

Ben Hrant Dink`i tanıyan birisi değilim. Ama bir kişi herkesin yüzüne birşey söylemeye çalışıyorsa o kişi öldürülmemeli. Paris`ten, Amerika`dan ya da başka bir yerden bunları yazsaydı `konuşturmayın` derdim. Bu kişi içten bize doğruları anlatıyor ve arkamızdan değil yüzümüze söylüyordu. Böyle bir insanı öldürmek kimseye yakışmadı.

Zerrin Özer, Nükhet Duru, Sezen Aksu, Ajda Pekkan gibi birçok isimle çalıştınız... Onlara bakınca ne görüyorsunuz. Bir gurur tablosu mu?

Tabiki gurur tablosu. Hiç bir çalışmayı tek başına sahiplenmedim. Çünkü bu bir ekip çalışması. Besteyi ben yapıyorsam sözü başka birisi yazıyor ve şarkıyı başka birisi söylüyor. Ama bir gerçek var; parçayı da ben yaptığım için o sanatçı o parçayı söyleme imkanı buldu. Bunların hepsi artı çünkü bütün bu saydığımız isimler Türkiye`de önemli bir yere gelmiş kişiler. Bu isimler gurur tablom.

Beste yaparken sanatçıya ne kadar yakın durursunuz?

Beste dediğiniz şey kapıdan çıktığınızda da, oturma odasındayken de çalışma odasında da gelir. Bestenin yeri ve zamanı yoktur. Beste yapım aşamasında yanınızda kimse olmayabilir, sanatçı da olmaz yanınızda.

Bu kadar ünlü isimle çalıştınız ama hakkınızda hiç dedikodu çıkmadı...

Evet doğru. Benim kadar çok hanımlarla birlikte çalışan yok. Mesleğim icabı hep böyle oldu. Kimse benim hakkımda birşey yazmadı.

Nasıl başardınız peki bunu?

Hata yapmamakla ilgili. Çünkü ben hiçbir zaman hata yapmam demedim. Doğal olan neyse onu yaptım. Bir de iyi bir aileden gelmekle ilgili bu, oradan başlayıp birikimlerinizle gelen birşey. Ama hatalarımdan da ders alırım ve bir daha aynı yoldan geçmem.

Evinizde hiç albüm bulundurmuyorsunuz. Duymak istemiyor musunuz bestelerinizi?

Parçayı zaten ben yapıyorum. Yapma aşamasında zaten çok fazla dinliyorsunuz. Beş bin defa o parçayı dinledikten sonra artık dinlemek istemiyorsunuz. Çünkü o kafamın en ücra köşesine girmiş. Başarı o parçaların birbirine benzememesidir.

Müzik kimileri için aşk, kimileri için ibadet, kimileri için ise ruh gıdası... Ya sizin için?

Bu tutku gibi birşey. Biraz pilotluk yaptığım için oradan da iyi biliyorum. Yukarı çıkıp o manzaraya baktığınızda kendinizi herşeyin hakimi gibi görürsünüz. Müzikte böyle birşey. Çünkü müzik dünyadaki tek ortak dil. Çok büyük güç.

POPSTAR BENİM İÇİN BİR OYUNDU

Hangi tür müzik sizi heyecanlandırır?

Klasik müziği seviyorum. Geçenlerde başımı yastığa koymadan kafamda konçertoyu çalmaya başladım. Benim aklımdan çıkmayan melodiler onlar. Brezilya müziğini çok severim. Bir de ben hayatımda hiç bir besteye ya da şarkıya kötü demedim. Beğenip beğenmemek insan tasarrufunda olacak birşey ama bir çalışmaya kötü demeye hakkımız yok.

Pilotluk yaptığınızdan bahsettiniz, var mı böyle başka ilgi alanınız?

Arkadaşlarım sayesinde ben hep koppitte uçuyorum. Yoksa kendim kullanmıyorum. Bir de kurallı avdan zevk alıyorum. Maksat aslında manzara görmek. İstanbul Gelişim Orkestrası içinde iyi müzik iyi yemek. Yemekten çok keyif alırım.

Pop star jüriliğini yapmak nereden aklınıza geldi?

Ben popstarı bir jüri şovu olarak gördüm, bir müzik şovu olarak değil. Sonra bana kadro için teklif geldi. Ben İbrahim Tatlıses, Seyfi Dursunoğlu`nun olmasını istedim ve kendim de onlarla birlikte juri oldum. Bu benim için bir oyundu. Gelişimi gözlemlemeyi çok seviyorum. Ama tabi ki popstardan sonra meşhur olunacağına da inanmıyordum. Kimse başarıyı 12 haftada elde edemez.

Bunlara rağmen niye katıldınız?

Çünkü diğer benzer yarışmalar biraz hakarete doğru gidiyordu. Belki orada olmanın bir ağırlığı olabilirdi. Bakış açımın farklılığıyla ilgiliydi. Benden istenende oydu. Orada kendimdim.


Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
AZERBAYCAN

Konu MeÇuLaSiQ tarafından (03-18-2012 Saat 19:40 ) değiştirilmiştir.
MeÇuLaSiQ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2010   #3
MeÇuLaSiQ
Administrator
 
MeÇuLaSiQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 6,758
Tecrübe Puanı: 10
MeÇuLaSiQ will become famous soon enough
Standart

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
Hayko Çepkin

Hayko Cepkin, (d. 11 Mart 1978, İstanbul) Ermeni asıllı Türk piyanist ve müzisyen.

Liseyi bitirdikten iki sene sonra Mimar Sinan Üniversitesi'nde şan, solfej ve piyano dersi almaya başladı. Çeşitli yerlerde de piyano ve armoni dersleri gördükten sonra da 1997 yılında profesyonel müzik kariyerine başladı.İlk albümü Sakin Olmam Lazım ile iyi bir çıkış yapan Hayko ikinci albümü Tanışma Bitti ile de hayran kitlesini arttırdı.

Hayko Cepkin,Kurban, Öztürk, Ogün Sanlısoy, Aylin Aslım, Koray Candemir ve Demir Demirkan gibi isimlerle sahneyi paylaşmıştır. Çalıştığı isimlerin bazılarının albümlerine düzenleyici olarak katkıda bulundu. Son olarak da Murathan Mungan'ın Söz Vermiş Şarkılar adlı albümünde Aylin Aslım'ın seslendirdiği Kimdi Giden (Yeni Türkü'nün Dünyanın Kapıları albümünde "Terkeden" adıyla yer almıştı) adlı bir Yeni Türkü bestesini düzenledi ve Ogün Sanlısoy ile Korkma adlı şarkıyı seslendirdi. Ayrıca Sanlısoy'un albümünde yer alan Kaybettik Severken parçasında klavye performansı yer aldı.[1]

Bu sırada evinin odasında kaydettiği bestelerini hayata geçirme kararı aldı ve Haziran 2005'te Sakin Olmam Lazım adlı albümü piyasaya sürüldü.2007 yılında da projelerini devam ettirdi ve Tanışma Bitti adındaki ikinci çalışmasını oluşturdu.Teoman'ın Gökdelenler şarkısını, 3 Hürel grubunun Saygı albümünde Ağlarsa Anam Ağlar adı parçayı, Rapor 2 adlı rap grubunun Körebe şarkısını ve son olarak Cem Adrian'nın "Emir" adlı albümündeki Kelebek parçasını kendi tarzında yorumlamıştır.



Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
AZERBAYCAN

Konu MeÇuLaSiQ tarafından (03-18-2012 Saat 19:43 ) değiştirilmiştir.
MeÇuLaSiQ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2010   #4
MeÇuLaSiQ
Administrator
 
MeÇuLaSiQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 6,758
Tecrübe Puanı: 10
MeÇuLaSiQ will become famous soon enough
Standart Rober Hatemo

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
Rober Hatemo

Rober Hatemo (d. 25 Aralık 1974, Çanakkale) Ermeni fantezi-pop müzik şarkıcısı.
"Esmer" adlı ilk albümünü 1997 yayınladı. "Sen Farklısın" adlı ikinci albümünü 1998 yılında, "Azılı Bela" adlı üçüncü albümünü ise 2000 yılında yayınladıktan sonra müziğe üç yıl ara verdi. 2003 yılında "Aşksız Prens" isimli 4.stüdyo albümünü piyasaya sürdü. En çok ses getiren albümü olarak adlandırılabilecek olan "Sihirli Değnek" adlı beşinci albümünü 22 Aralık 2006 günü Avrupa Müzik etiketiyle yayınladı ve bu albümden 3 video klip çekti. Özellikle orjinali bir Yunan bestesi olan "Senden Çok Var" ile bir Arap şarkısından uyarlanan "Beyaz Ve Sen" radyolarda ön plana çıkmayı başardı.

Albümleri

* Esmer (1997)
* Sen Farklısın (1998)
* Azılı Bela (2000)
* Aşksız Prens (2003)
* Sihirli Değnek (22 Aralık 2006)

Video klipleri

* Esmer
* Azılı Bela
* Aşksız Prens
* Senden Çok Var
* Beyaz Ve Sen
* Yan Bahçe


Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
AZERBAYCAN
MeÇuLaSiQ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2010   #5
MeÇuLaSiQ
Administrator
 
MeÇuLaSiQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 6,758
Tecrübe Puanı: 10
MeÇuLaSiQ will become famous soon enough
Standart

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
ASU MARALMAN

20 Şubat 1948 İstanbul-Bakırköy doğumlu olan ASU MARALMAN, çocuk yaşlarda evde piyano ve şan eğitimi ile müziğe başladı. 70'li yılların başında "Şimdi Sen Varsın Dünyamda" plağıyla ünlenen Nonna Bella'nın kız kardeşidir. 1961 yılında düzenlenen Caddebostan Ses Yarışması'nda birinci olur ve ablası gibi kendini müzik dünyasının içinde bulur. İtalyan Ticaret Lisesi'nde okurken gizli olarak çeşitli düğün salonlarında sahne çalışmaları yapar ve daha sonraları Uğurtan Günal, Önder Bali, Boğaziçi Orkestrası (Ersan Erdura ile birlikte) eşliğinde çeşitli yerlerde dans müziği yapar.

1968 yılına kadar yaptığı bu sahne çalışmalarına Silvia Bella adında çıktı. 1967 yılında Orhan Şevki ile evlenir ve kendi orkestralarında çalışmaya başlar. Evlendikten sonra "Asu Maralman" adı ile sahneye çıkmaya başlar. Orhan Şevki Orkestrası ile uzun süre Hilton Oteli'nde program yaparlar.

İlk plağı olan "Bir Görsem Ölmeden - Nerdesin" 1971 yılında Diskotür firmasından yayınlanır. Profesyonel olarak ilk defa 1973 yılında Zeki Müren desteğiyle Erenköy Lalezar Gazinosu'nda sahneye çıkar. 1974 yılında "Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm" adlı parça ile 1. Toplu İğne Beste Yarışmasında finale kalır ama dereceye giremez.

1977 yılında sözlerini Bülent Pozam'ın yazdığı Selmi Andak bestesi "Bal Gibi Olur" 45liği ile en büyük çıkışını yapar. Bu çıkışın arkasından gelen "Sabah Ola Hayrola" ve "Şarkılar Yazdım" 45likleri ile başarısını devam ettirir. 1980 yılında kendisinin finanse ettiği, ilk ve tek LP'si olan "Bağrı Yanık Dostlara" yayınlanır.

1983 yılında gazinolarda ve gece kulüplerinde yaptığı sahne çalışmalarını bırakır. 1986 yılında "Pop-Folk" adında, türkülerin aranje edildiği bir kaset çalışması yapar. 1987 yılında Amerika ve Kanada'da 1 yıl boyunca sahne çalışmalarında bulunur. 1989 yılından itibaren turistik tesislerde 12 dilden şarkılar söylediği programlara başlar.

1990 yılında Mehmet Oylumlu ile ikinci evliliğini yaptı. Halen eşiyle sahne ve beste çalışmaları yaparak müzik hayatına devam etmektedir. 2000 yılında Ada Müzik tarafından Eski 45'likler projesi dahilinde 45'liklerinden derlenen şarkılardan oluşan "BEST OF" albümü yayınlanmıştır.

*
Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
*
Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
*
Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
*
Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
Download edebilmek için mouse sağ tuş ve "save target as" seçeneğini kullanmalısınız.



Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
AZERBAYCAN
MeÇuLaSiQ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2010   #6
MeÇuLaSiQ
Administrator
 
MeÇuLaSiQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 6,758
Tecrübe Puanı: 10
MeÇuLaSiQ will become famous soon enough
Standart Vahe Kılıçarslan

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
Vahe Kılıçarslan

Türkiye’de cansız manken olarak ün yapan ünlü manken Vahe Kılıçaslan, Karamürsel Belediye başkanı İsmail Yıldırım’ın konuğu oldu.



Bir TV kanalında Deko Dizayn adlı bir programında sunuculuğunu yapan Vahe Kılıçaslan, Kocaeli’de yapılacak çekimler öncesi karamürsel Belediye Başkanı İsmail Yıldırım’ı makamında ziyaret ederek tekrar belediye başkanlığına seçilmesinden dolayı kutladı ve başarılarının devamını diledi.



Karamürsel Belediye Başkanı İsmail Yıldırım’da Vahe Kılıçaslanın ziyaretinden dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ederek ziyaretinden dolayı kendisine teşekkür etti.


Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
AZERBAYCAN

Konu MeÇuLaSiQ tarafından (03-18-2012 Saat 19:45 ) değiştirilmiştir.
MeÇuLaSiQ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2010   #7
MeÇuLaSiQ
Administrator
 
MeÇuLaSiQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 6,758
Tecrübe Puanı: 10
MeÇuLaSiQ will become famous soon enough
Standart Mine Koşan

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
Mine Koşan

Kendisinin anlattığı Özgeçmişi


Babam müzik aşığı beni 5-6 yaşında keşfetmiş Bir kaşiftir! 7 yaşımda babamın teşviki ile müziğe başladım konservatuar eğitimi almayarak kadar ve alınamayacak kadar küçük! Bu yüzden babamın inatçı ve kararlı davranışı vs bana olan sevgisi, müziğe olan tutkusu beni bu yolda desteklemesi Aksaray Türk Musiki cemiyeti adı altında Cağaloğlu İst.’da bulunan bir cemiyeti burada halk müziği eğitimi ile merhaba dedim, ilk plağım (Ezo Gelin) Fatma Girik tugay Toksöz canlandırmış olduğu filmde ben dublaj yaptım ve 45lik plağımı gerçekleştirdim bu arada iki üç plağım daha var, 13 yaşımda (Yağmur) adlı parça ile besteci Müzisyen V.Yıldırım Bora’ya ait şarkı ile ünlendim. 16 yaşımda Vedat Y.Bora ile evlendiğim gün (Dert bende) adli şarkısı ile zirvedeydim . 18 yaşında (kara vicdanlı) adlı şarkı ile ünümü perçinledim , 13 yıl süren bu evlilik içinde 1976 yılında müziğin her dalında kendimi kanıtlamak adına çocukluk yıllarımda olduğu gibi Arap müziğine karşı yakın bir ilgi duydum ve bu dilde kendimi kanıtlamak ki Arapça zor bir lisandır ! Om Ol Kolsume adlı Mısır en ünlü üstadı ile albümlerı kendime daha da geliştirdim . Bunu bilen yakın sanat Camiasından olan Öz Türk Serengil’in Libya’da 1976 yılında açacağı Nadi Elshati adlı gazinoda program yapmak için Arap aleminede hitap etmek adına diksiyon dersleri alarak Arapça’yı daha da ilerlettim. Bu arada Libyada Om Ol Kolsume eşlik eden 8 yıla kadar Mohemed El Arabi adında Tef ustadı ile tanıştım. Bana Mısıra gelmem gerektığını üstad (Abdel Helim Novvera ) ile tanışmamı ve konser olaylarından bahsetti, 1978 yıldındı Mısıra eşim ile birlikte albüm yapmak için ve Arapça konser vermek için Mısıra gittim. Klasik Arap orkestrası eşliğinde Akustik Ekaat Seeid Derviş salonunda 3 ayrı konser verdim protokole, mikrofonsuz olarak. Brnamik T.V de arşiv bantlarında bu görüntüler mevcuttur.

Türkiye’ye geldikten sonra müzik sektöründe ve müzik’ile uğraşan kişiler tarafından kimi beğendi kimi beğenmedi, bir çok müzik bilir tarafından konservatuarlarda ders olarak dinletildi, Senfoni orkestrasının’da eşlik etmiş olduğu Arap sazları eşlığınde ilk Türk kadın sanatçı olarak böyle bir ilke de imzam var.

Daha sonra ülkem adına 2 ayrı konser verdim, Bağdat ve Suriye’de çok sıcak ve yakın sevgi ve ilgi gördüm, bu beni onurlandırdı, Geçen yıl 2003 yılının Ağustos ayında müzisyen dostum Cenk Eroğlu aracılığı ’ile Arif Mardin destekli Ertuğrul Ateş ve Maydonoz Show ortak yapım olan Hürrem Sultan projesinden sesimi enstrüman gibi kullanarak Under Ground ve Türk Ezgileri sentezi ile etnik rüzgarlar bütünleşti ve sahnelendi.

Amerikada’da sahnelenebileceği düşüncesi var. Bu arada müzikleri yukarıda da belirttiğim gibi Rock mızığı en güzel şekilde yorumlayan Cenk Eroğlu yaptı.

Sanat hayatımda almış olduğum bir çok ödülüm var 2 altın plak biri 14 yaşında biri 16 yaşında, diğer ödüllerim ‘ise Kral T.V müzik ödüllerinden 1994 ve 1995 yıllarına ait 2 ödül.

Yine MGD 1995 senesine ait ödülüm var bir çok plaketlerim.

Müzik aşığı olan ve idealist Mine Koşan yolunda , emin adımlarla ilerliyor. Bu güne kader toplam LP, CD , 45-lık olarak 29 – 30 albümüm var.
Sevgi dolu olmak inançlı olmak benim gönül ekmeğimdir, umarım bu sizde fazlasıyla vardır...



Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
AZERBAYCAN

Konu MeÇuLaSiQ tarafından (03-18-2012 Saat 19:46 ) değiştirilmiştir.
MeÇuLaSiQ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2010   #8
MeÇuLaSiQ
Administrator
 
MeÇuLaSiQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 6,758
Tecrübe Puanı: 10
MeÇuLaSiQ will become famous soon enough
Standart Adile Naşit

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
Adile Naşit

Adile Naşit İnce, (d. 17 Haziran 1930 - ö. 11 Aralık 1987),[2] Türk sinema sanatçısı, tiyatro ve televizyon dizisi oyuncusudur.
Asıl adı Adile İnce'dir. Bunun yanı sıra Adoş, Adile Ana, Masalcı Teyze diye de bilinirdi. Özgün adı ise Adela'dır. Tiyatrocu bir aileden gelen Adile Naşit'in babası ünlü komedyen Komik-i Şehir Naşit, annesi de Ermeni tiyatro oyuncusu Amelya Hanım'dır. Ağabeyi Selim Naşit ve 1950'de evlendiği eşi Ziya Keskiner de tiyatro sanatçısıdır. Adile Naşit eşi Ziya Keskiner'in Temmuz 1982'deki ölümünden sonra 16 Eylül 1983 tarihinde Cemal İnce ile gizlice evlendi. Sinema dünyasında, Rıfat Ilgaz'ın ünlü eseri Hababam Sınıfı'ndan uyarlanan filmlerdeki müstahdem Hafize Ana rolü ile olduğu kadar, Münir Özkul ile karşılıklı oynadığı filmlerdeki "Anne" rolleriyle de ünlenen Adile Naşit 11 Aralık 1987'de doğduğu şehir olan İstanbul'da 57 yaşındayken bağırsak kanseri sonucu hayata gözlerini yumdu.İstanbul Karacaahmet mezarlığında ilk eşi Ziya Keskiner ve oğlu Ahmet Keskiner ile birlikte yatmaktadır.

Oyunlarında ve sinema filmlerindeki anne tiplemesi , kendine has üslûbu ve kahkahası onu Türk Sinemasının unutulmaz isimleri arasına yerleştirmiştir.

Babası öldükten sonra okulunu bırakan Adile Naşit 14 yaşında İstanbul Şehir Tiyatroları, Çocuk Tiyatrosu'na girdi. Halide Pişkin'in grubunda "Herşeyden Biraz" oyunu ile İstanbul turnesine çıkan Adile Naşit sonradan Muammer Karaca'nın tiyatrosuna girdi. 1948-1951 arasında komedyen Aziz Basmacı ve Vahi Öz ile birlikte kurdukları toplulukta çalıştı. Sonradan 1954'te döndüğü Muammer Karaca tiyatrosunda 1960'a kadar çalıştı. 1961'de eşi Ziya Keskiner ve ağabeyi Selim Naşit Özcan ile birlikte kurdukları Naşit Tiyatrosu dağıldıktan sonra, 1963'te girdiği "Gazanfer Özcan - Gönül Ülkü" tiyatrosunda, 1975'e kadar aralıksız olarak çalıştı.[kaynak belirtilmeli]

Sinemaya girişi de 1947 yılında Seyfi Havaeri'nin yönettiği Yara filmiyle olmuştur ama ancak 1970'lerde filmlerde oynamaya başlamıştır. 1976'da İşte Hayat adlı filmdeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Hababam Sınıfı film serisindeki rolüyle büyük beğeni kazandı.[kaynak belirtilmeli] 1978'de Uluslararası Sanat Gösterileri'nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı. Daha çok Ertem Eğilmez ve Kartal Tibet'in çektiği güldürü filmlerinde oynamıştır.

Masalcı Teyze TRT'de 1980 yılında T.R.T Ankara Televizyonu prodüktörlerinden İlhan Şengün'ün (1946-2003) yapımcısı olduğu; Uykudan Önce isimli çocuk programıyla anılmaya başladığı isimdir. Masal ve öykü anlattığı bu program çocuklar tarafından büyük ilgi görmüştür.



Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
AZERBAYCAN

Konu MeÇuLaSiQ tarafından (03-18-2012 Saat 19:46 ) değiştirilmiştir.
MeÇuLaSiQ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2010   #9
MeÇuLaSiQ
Administrator
 
MeÇuLaSiQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 6,758
Tecrübe Puanı: 10
MeÇuLaSiQ will become famous soon enough
Standart selim nasit

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
Selim Nasit

Selim Naşit Özcan (d.1928, İstanbul - ö. 18 Ağustos 2000) Türk tiyatro sanatçısı.
Büyük Tuluat Ustası Naşit Bey ile Ermeni tiyatro oyuncusu ve kantocu Amelya Hanım’ın oğlu olarak 1928’de İstanbul’da dünyaya geldi. Çocukluğu, Şehzadebaşı’ndaki Millet Tiyatrosu’nun üstündeki dairede kızkardeşi Adile Naşit ile sahneyi izleyerek geçti. Babaları desteklemese de her iki kardeş de tiyatroya gönül verdiler ve ilk defa Cumhuriyetin 10. Yıl Kutlama Gecesi’nde aynı sahneyi paylaştılar.

Selim Naşit,1943 yılında ticaret lisesinden ayrıldıktan sonra ilk defa profesyonel olarak Muhlis Sabahattin’in operet topluluğunda Gül Fatma operetinde rol aldı. Kısa bir süre sonra Muammer Karaca operetine geçti ve Muammer Karaca’nın yanında 16 yıl boyunca çalıştı.

1961’de kardeşi Adile Naşit ve eniştesi Ziya Keskiner ile Ankara’da babaları adına kurdukları Naşit Tiyatrosu’nda çalıştı. Daha sonra Elhamra İstanbul Tiyatro Sahnesi’ni Toto Karaca, Sururiler ve Muzaffer Hepgürler ile paylaştı. 1966’da Gönül Ülkü – Gazanfer Özcan Tiyatrosu’na geçerek kardeşi ve eniştesi ile tekrar buluştu. 1979'dan itibaren Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nda, Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda, Karşı Tiyatro'da çalışan, 18 yıl Akbank Çocuk Tiyatrosu'nda yer alarak tiyatroda yarım asrı geride bırakan Naşit, 300'e yakın oyunda rol aldı.

Selim Naşit tiyatroda en son Tiyatro Stüdyosu'nun Histeri oyununda rol almıştı. Naşit bu oyundaki rolüyle tiyatro kariyerinin ilk elle tutulur tiyatro ödülü olan Afife Tiyatro Ödülleri En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı.

Selim Naşit birçok da televizyon dizisinde de rol almıştı. Senaryosunu Can Barslan'ın yazdığı Gülşen Abi' dizisinde gazete patronu rolüyle hafızalarda yer eden sanatçı son olarak Zilyoner adlı TV dizisinde oynamıştı. Onu geniş kitlelere tanıtan bir diğer yapım ise Ömer Vargı'nın yönettiği Her Şey Çok Güzel Olacak adlı sinema filmiydi. Bir milyondan fazla seyirciyi sinemaya çeken filmde Naşit buradaki rolüyle Sinema Yazarları Derneği'nin (SİYAD) En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü'ne değer görülmüştü. Selim Naşit sinemada da 60'a yakın filmde rol aldı.

Türk tiyatrosunun Baba lakaplı sanatçısı Selim Naşit, 54 yıllık sanat yaşamında hep küçük rollerde 'elle tutulur nüanslarla' karakterler yaratmayı başardı.

Ömrünün son yıllarını kanserle mücadelesi yüzünden sahneden ayrı geçirdi. Tedavi gördüğü Kadıköy Şifa Hastanesi'nde pankreas kanserine yenik düşerek 18 Ağustos 2000 tarihinde 72 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Selim Naşit’in, Naşit adında tiyatrocu bir oğlu vardır.


Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
AZERBAYCAN

Konu MeÇuLaSiQ tarafından (03-18-2012 Saat 19:48 ) değiştirilmiştir.
MeÇuLaSiQ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-17-2010   #10
MeÇuLaSiQ
Administrator
 
MeÇuLaSiQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 6,758
Tecrübe Puanı: 10
MeÇuLaSiQ will become famous soon enough
Standart toto karaca

Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
18 Mart 1912 tarihinde İstanbul’da doğdu. Gerçek adı İrma Felegyan. Küçük yaşta bale dersleri aldı, sahneye çıktı. Müzikli oyunlarda İrma Toto adını kullandı. Türk tiyatro ve sinemasının önemli karakter oyuncuları arasındadır. 1930’lu yıllarda Ömer Aydın’ın operetine geçti. Tiyatro sanatçısı Mehmet Karaca’nın eşi, ses sanatçısı Cem Karaca’nın annesidir. Teyzesi Vartiter Felegyan da tiyatrocudur. 1960 yılında faaliyete geçen İstanbul Tiyatrosu'nun kurucuları arasında yer aldı. 22 Temmuz 1992 tarihinde İstanbul’da öldü.


Yazar Tevfik Yener, Bakırköy'de yıllarca komşuluk yaptıkları Karaca'ları şöyle anlatır; "Bahçesinde nadide güller yetişmiş ev, İstanbul'un o güzel günlerinde yapılmıştı. İki şöhretli kişi tarafından. Onlar, tiyatronun efsane sanatçılarıydı. İrma Toto ve Mehmet Karaca. Dokuz yıl çılgınlar gibi sevmişlerdi birbirlerini. Sonunda nikaha karar verdiler. 1930 yılında başlayan aşk, 1939'da belgelendi. İrma Toto sahnelerin bir numaralı kadın komedyeniydi. Eşi Mehmet Karaca, Şehir Tiyatrosu'nun yeri doldurulamaz oyuncularından birisiydi. Mutluydu İrma ve Mehmet Karaca. Daha da mutlu olmak haklarıydı. Ve onların bir oğlu oldu. Adını Cem koydular. Çocuk yaşta çıktığı sahneyi bırakmadı. Yaşı sağlığını rahatsız etmeğe başladığı zamanlar da bile. Oyunculuk yaşam tarzıydı. Tiyatrolar ölünce onlarda gömülmedi. 'Şimdi ne var?' dedi. "Televizyon mu? O zaman ben de dizilerde oynarım" Mehmet beyi kaybedince sarsıldı Toto hanım, ama belli etmedi. Bir gün bana şöyle dedi. Evlerinin balkonunda 'akşamcı' kurallarını yerine getirdiğimiz sırada; 'Tevfikciğim, pek sokağa çıkmıyorum artık. İstersen Necdet'i sen işe al" Necdet onların şoförüydü. Cem'i küçüklüğünden beri okula, işe taşımıştı. Mehmet bey ve Toto hanımla yıllar boyu tiyatronun havasını solumuştu. Mezarı Şişli Ermeni Mezarlığı’nda annesi Mari Hranuş Felekyan ile teyzesi Vartiter Felekyan’la birliktedir.


Kod:
Indirmek icin uye olmaniz gerekiyor. Content visible to registered users only.
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
AZERBAYCAN

Konu MeÇuLaSiQ tarafından (03-18-2012 Saat 19:49 ) değiştirilmiştir.
MeÇuLaSiQ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
adile nasit, asu maralman, cem karaca, ermeni sanatcilar, ermeni sorunu, ermeni yurttaslar, garo mafyan, hayko cepkin, kenan pars, selim nasit, soykirim yalani, turk ermeniler, turkiyeli ermeniler, vahe kilicarslan, yesilcam, yesilcamin ermenileri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hızlı Geçiş


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 09:47.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.